Hizmet tespiti davası geriye dönük kaç yıl için yapılabilir?

SGK’ya bildirilmeden çalıştığınız bir dönem var ve bu sürenin emekliliğinize sayılmasını istiyorsunuz. Ya da kayıt dışı çalışılan dönem için kıdem tazminatı hesabında hak kaybı yaşandığını fark ettiniz. Her iki durumda da akla gelen ilk soru şudur: “Bu davayı ne zamana kadar açabilirim, geçmiş kaç yılı kapsayabilir?”

Hizmet tespit davasında süre kuralları; zamanaşımından farklı, çok daha katı bir rejime tabidir. Yanıtı bilmeden beklemek, hakkın tümüyle yitirilmesine yol açabilir.


Hizmet Tespit Davası Nedir?

Hizmet tespit davası; sigortalı olarak çalışıldığı hâlde SGK’ya bildirilmeyen ya da eksik bildirilen çalışma sürelerinin mahkeme kararıyla tescil ettirilmesi amacıyla açılan davadır. Yasal dayanak 5510 sayılı SSGSSK’nın 86/9. maddesidir.

Bu dava sonucunda mahkeme; çalışmanın varlığını, başlangıç ve bitiş tarihlerini ve sigorta primine esas kazancı tespit ederek kararı SGK’ya bildirir. SGK bu kararı işleyerek hizmet süresini sicile ekler.

Hizmet tespit davasının önemi yalnızca emeklilik hesabıyla sınırlı değildir. Kıdem tazminatı hesabındaki hizmet süresinin tespiti, işe iade davasındaki 6 aylık kıdem şartının karşılanması ve iş kazası tazminat davalarında sigortalılık döneminin belirlenmesi açısından da belirleyici rol oynar.


Temel Kural: 5 Yıllık Hak Düşürücü Süre

5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddesi uyarınca hizmet tespit davası açma süresi şöyle belirlenmiştir:

“Aylık prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde iş mahkemesine başvurarak alacakları ilam ile ispat edebilirler.”

Bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Dolması halinde dava açma hakkı tamamen ortadan kalkar; mahkeme bu süreyi re’sen — tarafların itirazı olmaksızın kendiliğinden — gözetir.


“Yılın Sonu” Ne Anlama Geliyor?

Hak düşürücü sürenin başlangıcı, kanunda özellikle belirtilmiştir: “hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak.”

Bu ifade şu anlama gelir: Çalışmanın fiilen sona erdiği ya da o yılın son günü olan 31 Aralık’tan itibaren 5 yıllık süre işlemeye başlar.

Somut örnekle açıklayalım:

2018 yılında SGK’ya bildirilmeden çalıştıysanız, bu yılın sonu olan 31 Aralık 2018’den itibaren 5 yıl içinde dava açmanız gerekir. Bu süre 31 Aralık 2023’te dolmuştur. 2024’te açılacak dava bu dönem için reddedilir.

2020 yılındaki kayıt dışı çalışma için ise süre 31 Aralık 2020’den başlar ve 31 Aralık 2025’te sona erer.


Farklı Yıllara Ait Çalışmalarda Süre Nasıl İşler?

İşçi birden fazla yıl boyunca kayıt dışı çalışmışsa her yıl için süre o yılın 31 Aralık’ından ayrı ayrı başlar. Bu durum kritik bir sonuç doğurur: Uzun süre beklemek bazı yılları kurtarırken bazı yılları tamamen kaybettirebilir.

Örnek:

2016–2022 yılları arasında kesintisiz kayıt dışı çalışan bir işçi 2026 yılında dava açmak istediğinde:

YılSürenin BaşlangıcıSürenin BitişiDurum
201631.12.201631.12.2021Süre dolmuş
201731.12.201731.12.2022Süre dolmuş
201831.12.201831.12.2023Süre dolmuş
201931.12.201931.12.2024Süre dolmuş
202031.12.202031.12.2025Süre dolmuş
202131.12.202131.12.2026Hâlâ açık
202231.12.202231.12.2027Hâlâ açık

Yani 7 yıllık kayıt dışı çalışmanın 5 yılı artık dava konusu yapılamaz; yalnızca son 2 yıl kurtarılabilir. Her geçen gün bir sonraki yılın da kapanma riskini doğurur.


Hak Düşürücü Süre ile Zamanaşımı Farkı

Bu ayrım hem teorik hem pratik açıdan son derece önemlidir:

Zamanaşımı: Karşı taraf itiraz etmezse mahkeme kendiliğinden uygulamaz. Kıdem ve ihbar tazminatındaki 5 yıllık süre bu niteliktedir.

Hak düşürücü süre: Mahkeme, tarafların itirazı olmaksızın re’sen gözetir. Dava süresinde açılmamışsa hakim doğrudan reddeder; karşı tarafın hiç itiraz etmemesi sonucu değiştirmez.

Hizmet tespit davasındaki 5 yıllık süre hak düşürücü olduğundan mahkeme bunu kendiliğinden uygular. Bu nedenle “belki karşı taraf itiraz etmez” beklentisiyle hareket etmek hak kaybına yol açar.


Sürenin İşlemediği Haller: İstisnalar Var Mı?

Yargıtay içtihadı ve doktrinde hak düşürücü sürenin işlemediği bazı özel haller kabul görmektedir:

İşverenin hilesi: İşverenin sigortalılığı bilerek gizlediği, işçiyi yanılttığı ya da belgeleri imha ettiği durumlarda Yargıtay bazı kararlarında hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini ya da başlangıcının erteleneceğini kabul etmiştir. Ancak bu yaklaşım her davada uygulanmaz; somut ve güçlü delil gerektirir.

İşçinin hastalığı ya da engellilik hali: Kimi kararlarda işçinin fiil ehliyetini etkileyen ağır hastalık dönemlerinde sürenin durduğu kabul edilmiştir.

Süre içinde başka dava açılmış olması: Hizmet tespiti için kesin belirlenmiş bir süre içinde hukuki işlem yapılmış olması, örneğin aynı dönemi kapsayan kıdem tazminatı davası açılmış olması, bazı davalarda süreyi etkileyebilir; ancak bu da her dosyada aynı sonucu doğurmaz.

Bu istisnalar dar yorumlanmakta olup mahkemede başarılı biçimde ileri sürülebilmesi için somut ve güçlü delil gerekmektedir.


Hizmet Tespitinde İspat: Ne Tür Belgeler Kullanılır?

Hak düşürücü süre içinde dava açılsa dahi çalışmanın varlığını ispat etmek zorunludur. Yargıtay bu davalarda her türlü delile kapı açmaktadır; ispat yükü işçinin üzerindedir.

En güçlü deliller:

Banka ödemeleri: İşverenden alınan düzenli para transferleri çalışmanın en tartışmasız kanıtıdır. Ödeme açıklamasında “maaş”, “ücret” ya da işverenin adı geçiyorsa delil değeri daha da yüksektir.

Tanık beyanları: Aynı işyerinde çalışmış ya da çalışmakta olan kişilerin beyanları. Yargıtay tanık beyanına büyük önem atfetmekle birlikte tanığın bizzat çalışmış olmasını ya da olayı doğrudan bilen biri olmasını aramaktadır. Soyut “çalıştığını duydum” türü beyanlar kabul görmez.

İşyerinden belgeler: Bordro dışı ödeme makbuzları, işe giriş formu, kıyafet ya da ekipman teslim belgeleri, iş e-postaları, görev yazıları, çalışan kimlik kartı.

SGK kayıtları dışı belgeler: İş güvenliği eğitim katılım listeleri, işyeri giriş-çıkış kayıtları, mesai çizelgeleri.

Vergi ve resmi belgeler: İşverenin vergi beyannamelerinde çalışana yapılan ödemelerin yer alması.

Sosyal güvenlik kayıtları: Aynı dönemde başka bir işte çalışılmadığının ortaya konulması.


EYT ve Hizmet Tespiti: Özel Durum

Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) için 2023 yılında yapılan düzenlemeyle birlikte hizmet tespit davalarına ilgi önemli ölçüde arttı. Pek çok kişi, emekliliğe yetecek prim gün sayısına ulaşmak için kayıt dışı çalışılan dönemleri tespit ettirmek amacıyla dava açtı.

EYT kapsamında hizmet tespit davasında dikkat edilmesi gereken kritik nokta şudur: 1999 öncesi kayıt dışı çalışma dönemleri için 5 yıllık süre çoğunlukla çoktan dolmuştur. Yargıtay bu durumlarda istisnai olarak 1 günlük hizmet tespitine de hükmedebileceğini kabul etmiş olmakla birlikte bu yol son derece sınırlı koşullarda açıktır ve güçlü delil gerektirmektedir.


Hizmet Tespiti ile Kıdem Tazminatı Davası: Sıralama Önemli

Kayıt dışı çalışma dönemi hem hizmet tespiti hem de kıdem tazminatı açısından önem taşıyorsa davaların sıralaması kritiktir.

Kıdem tazminatı davasında mahkeme, tespit edilmemiş dönemleri hesaba katmayabilir. Bu nedenle:

  • Önce hizmet tespit davası açılması ya da
  • Her iki davanın eş zamanlı açılması

tercih edilmelidir. Kıdem tazminatı davası sonuçlanıp kesinleştikten sonra hizmet tespit kararı alınması, kesinleşmiş davayı geriye dönük değiştirmez.


Arabuluculuk Zorunlu Değil

Hizmet tespit davaları 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3/3. maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır. Doğrudan iş mahkemesine başvurulabilir; arabulucuya gitme yükümlülüğü yoktur.

Bu, sürenin dolmak üzere olduğu durumlarda son derece değerli bir avantajdır. Arabuluculuk beklenmeksizin dava açılarak hak düşürücü süre içinde hareket edilmiş olur.


Sıkça Sorulan Sorular

2015 yılında 6 ay kayıt dışı çalıştım; dava açabilir miyim?
Hayır. 2015 yılı için hak düşürücü süre 31 Aralık 2015’ten başlayarak 31 Aralık 2020’de dolmuştur. Bu dönem için artık hizmet tespit davası açılamaz.

İşveren “sigortan var” dedi ama SGK dökümümde bu dönem görünmüyor. Ne yapmalıyım?
İşverenin sizi sigortalı gösterdiğini söylemesi ile SGK’ya fiilen bildirim yapması farklı şeylerdir. SGK’dan “hizmet dökümü” almanız ve hangi dönemlerin kayıtlı olduğunu kontrol etmeniz gerekir. Kayıtlı olmayan dönemler için hak düşürücü süre içinde hizmet tespit davası açabilirsiniz.

Dava açarsam işveren beni ihbar eder mi?
Hizmet tespit davası açmak yasal bir haktır. İşveren bu davayı ihbar olarak nitelendirip aleyhte işlem yapamaz. Böyle bir davranış işçiye haklı fesih hakkı tanıyabilir.

Tanığım yok; sadece banka ödemesi var. Dava açmak mantıklı mı?
Banka ödemesi tek başına güçlü bir delildir. Ödeme miktarlarının düzenliliği, transferlerin sıklığı ve varsa açıklama notları mahkemede değer taşır. Tanık olmadan da kazanılan davalar mevcuttur; ancak tek delile dayalı davalarda ispat riski daha yüksektir.


Sonuç

Hizmet tespit davası geriye dönük olarak çalışmanın geçtiği yılın 31 Aralık’ından itibaren 5 yıl için açılabilir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olduğundan mahkeme re’sen dikkate alır; bir gün bile gecikme, o yılın tamamen kapanmasına yol açar.

Birden fazla yıla ait kayıt dışı çalışma söz konusuysa her yıl için ayrı süre hesabı yapılır. Eski yıllar kapanmış olsa bile henüz süresi dolmamış yıllar kurtarılabilir. Vakit kaybetmeden bir iş hukuku avukatına başvurmak, hangi yılların hâlâ dava konusu yapılabileceğini netleştirmenin ilk adımıdır.


Av. Ali Selim İstanbul Barosu No: 50387 İstanbul, Ataşehir, Beykoz, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Tuzla, Ümraniye ve Gebze başta olmak üzere tüm İstanbul’da iş hukuku danışmanlığı ve dava takibi

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki mütalaa niteliği taşımamaktadır.