Kayıt dışı çalıştığınızı öğrendiniz ya da emeklilik hesabınızda eksik gün fark ettiniz. Hizmet tespit davası açmayı düşünüyorsunuz; ancak “bu süre ne zaman başlıyor, hâlâ dava açabilir miyim?” sorusunun cevabını arıyorsunuz. Bu sorunun cevabı hem teknik hem de son derece kritiktir: Hizmet tespit davasında sürenin başlangıç noktasını yanlış belirlemek, hâlâ kurtarılabilecek yılların kaybedilmesine yol açabilir.
Önce Kritik Bir Hatırlatma: Bu Süre “Zamanaşımı” Değil
Hizmet tespit davasındaki süre teknik anlamda zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir. Bu ayrım son derece önemlidir.
Zamanaşımında karşı taraf itiraz etmezse mahkeme bu süreyi kendiliğinden uygulamaz; yani geç açılan bir davada işveren itiraz etmezse yargılama devam edebilir. Hak düşürücü sürede ise mahkeme bu süreyi re’sen — yani tarafların itirazı olmaksızın kendiliğinden — gözetir ve süre dolmuşsa davayı reddeder.
Uygulamada pek çok kişi “zamanaşımı” ve “hak düşürücü süre” kavramlarını birbiriyle karıştırarak, süresi dolmuş dönemler için dava açmakta ve reddedilen davalarla zaman kaybetmektedir. Bu yazıda doğru kavramı, doğru başlangıç tarihini ve istisnai halleri açıklıyorum.
Yasal Düzenleme: 5510 Sayılı Kanun Madde 86/9
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86. maddesinin 9. fıkrası şöyle der:
“Aylık prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde iş mahkemesine başvurarak alacakları ilam ile ispat edebilirler.”
Bu düzenlemeden çıkan iki temel kural:
Süre: 5 yıl
Başlangıç: Hizmetin geçtiği yılın sonu — yani 31 Aralık
Başlangıç Noktası: “Yılın Sonu” Ne Demek?
Kanundaki “hizmetlerin geçtiği yılın sonu” ifadesi; çalışmanın fiilen gerçekleştiği yılın 31 Aralık’ı anlamına gelmektedir. Bu başlangıç noktasının önemi şuradan kaynaklanır: Süre, çalışmanın bittiği tarihten değil, o yılın son gününden itibaren işlemeye başlar.
Bu kural çalışan lehine bir düzenlemedir. Şöyle ki: 2021 yılının Mart ayında sona eren kayıt dışı bir çalışma için süre Mart 2021’den değil, 31 Aralık 2021’den başlar. Böylece işçi yaklaşık 9 ay ek süre kazanmış olur.
Aynı şekilde 2021 yılının Kasım ayında sona eren bir çalışma için de süre yine 31 Aralık 2021’den başlar; Kasım ayı ile Aralık arasındaki fark süreden düşülmez.
Başlangıç Tarihini Belirleyen Özel Durumlar
Çalışma Yıl İçinde Başlayıp Bitiyorsa
Kayıt dışı çalışma tüm yıl boyunca değil, yıl içinde belli bir dönemde gerçekleştiyse süre yine o yılın 31 Aralık’ından başlar.
Örnek: Mayıs 2019 – Eylül 2019 arasında kayıt dışı çalışma → Süre 31 Aralık 2019’dan başlar → 31 Aralık 2024’te dolar.
Çalışma Birden Fazla Yılı Kapsıyorsa
Birden fazla yılı kaplayan kayıt dışı çalışmada her yıl için süre o yılın 31 Aralık’ından ayrı ayrı başlar. Bu durum kademeli bir hak kaybı yaratır; eski yıllar süresi dolduğu için kapanırken yakın yıllar hâlâ açık olabilir.
Örnek: 2017–2023 yılları arasında kesintisiz kayıt dışı çalışma ve dava 2026 yılında açılmak isteniyor:
| Yıl | Süre Başlangıcı | Süre Bitişi | Durum |
|---|---|---|---|
| 2017 | 31.12.2017 | 31.12.2022 | Kapanmış |
| 2018 | 31.12.2018 | 31.12.2023 | Kapanmış |
| 2019 | 31.12.2019 | 31.12.2024 | Kapanmış |
| 2020 | 31.12.2020 | 31.12.2025 | Kapanmış |
| 2021 | 31.12.2021 | 31.12.2026 | Açık |
| 2022 | 31.12.2022 | 31.12.2027 | Açık |
| 2023 | 31.12.2023 | 31.12.2028 | Açık |
7 yıllık çalışmanın ilk 4 yılı artık dava konusu yapılamaz; son 3 yıl kurtarılabilir durumdadır. Her geçen gün bir sonraki yılın da kapanma riskini beraberinde getirir.
Çalışma Hâlâ Devam Ediyorsa
İşçi kayıt dışı çalışmaya hâlâ devam ediyorsa süre henüz işlemeye başlamamıştır ya da her yıl için o yılın 31 Aralık’ından başlar. Bununla birlikte dava iş sözleşmesi devam ederken de açılabilir; çalışmanın sona ermesi beklenmez.
Yargıtay’ın Başlangıç Tarihine İlişkin Tutumu
Yargıtay’ın bu konudaki içtihadı oldukça istikrarlıdır. Bazı önemli noktalar şöyle özetlenebilir:
İşten çıkış tarihi değil, yılsonu esas alınır: Yargıtay, sürenin başlangıcında işten ayrılma tarihini değil kanunda açıkça belirtilen “yılın sonu”nu esas almaktadır. Bu nedenle Ocak ayında işten ayrılan bir işçi, Aralık ayında ayrılana kıyasla süre açısından daha avantajlıdır.
Her takvim yılı bağımsız değerlendirilir: Birden fazla yılı kapsayan çalışmalarda yıllar birleştirilerek tek bir süre hesabı yapılmaz; her yıl için bağımsız hesap yapılır.
SGK tescilinin yokluğu süreyi başlatır: Sürenin işlemesi için SGK’nın fiilen bildirim yapılmadığını tespit etmesi ya da işçinin bunu öğrenmesi beklenmez; çalışmanın geçtiği yılın sonu otomatik olarak başlangıç noktasıdır.
Süreyi Etkileyen İstisnai Haller
Hak düşürücü süre katı bir kural olmakla birlikte Yargıtay bazı özel durumlarda esneklik tanımıştır. Bu istisnalar dar yorumlanmakta ve güçlü delil gerektirmektedir.
İşverenin Hilesi ve Yanıltma
İşverenin işçiyi bilerek yanıltması — örneğin “priminizi yatırıyorum” diyerek aslında yatırmaması, belgeleri saklaması ya da imha etmesi — durumunda Yargıtay bazı kararlarında hak düşürücü sürenin hileli davranışın öğrenildiği tarihten itibaren işlemesi gerektiğini kabul etmiştir.
Ancak bu savunmanın mahkemede kabul görmesi için hilenin somut delillerle kanıtlanması şarttır. “İşveren beni yanılttı” beyanı tek başına yeterli değildir.
Fiil Ehliyetinin Yokluğu
Ağır hastalık, kaza ya da başka bir nedenle fiil ehliyetinin bulunmadığı dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmektedir. Bu durum oldukça nadirdir ve tıbbi belgelerle desteklenmesi gerekir.
İşverenin Süregelen Vaadi
İşverenin “sizi sigortalı yapacağım” yönündeki süregelen vaatleriyle işçiyi beklettiren durumlarda bazı Yargıtay kararları sürenin işlemesini durdurmuştur. Bu yaklaşım da somut delil gerektirmekte olup her davada uygulanmaz.
Sürenin Durması: Arabuluculuk Hizmet Tespitini Kapsar Mı?
Hizmet tespit davaları zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır. Bu nedenle arabuluculuğa başvurmanın hak düşürücü süre üzerindeki etkisi tartışmalıdır; arabuluculuk başvurusunun bu davada süreyi durduracağına dair net bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu durum şu pratik sonucu doğurur: Süre dolmak üzereyse arabuluculuğa gitmeyi beklemeksizin doğrudan iş mahkemesine başvurmak gerekir. Mahkemeye başvuru ise hak düşürücü süreyi keser.
Dava Açmak Hak Düşürücü Süreyi Keser Mi?
Dava açılmasıyla birlikte hak düşürücü süre kesilir. Ancak şu nokta dikkat gerektirir: Dava açılıp herhangi bir nedenle usulden reddedilmesi — örneğin görevsiz mahkemede açılması — halinde sürenin kesilip kesilmediği tartışmalıdır. Yargıtay bazı kararlarında yeni bir dava açılması için makul süre tanınması gerektiğini belirtmiştir; ancak bu belirsizlikten korunmak için doğru mahkemede ve zamanında dava açmak en güvenli yoldur.
Hizmet Tespiti ile Birlikte Açılması Gereken Davalar
Hak düşürücü süre endişesi taşıyan işçi için en kritik pratik mesele şudur: Hizmet tespit davası genellikle yalnız açılmaz; beraberinde kıdem tazminatı, iş kazası tazminatı ya da işe iade gibi başka talepler de söz konusudur.
Bu davalarda sıralama hayati önem taşır:
Hizmet tespiti önce ya da eş zamanlı açılmalıdır: Kıdem tazminatı davası hizmet tespiti sonuçlanmadan kesinleşirse, sonradan alınan hizmet tespit kararı bu kesinleşmiş davayı geriye dönük değiştirmez. Eksik tespit edilen hizmet süresi kalıcı olarak hak kaybına dönüşür.
İşe iade ile birlikte değerlendirilmelidir: İşe iade davasında aranan 6 aylık kıdem şartı, kayıt dışı çalışma dönemini de kapsamaktadır. Bu dönem için hizmet tespiti yapılmadan 6 aylık kıdemin ispatı güçleşebilir.
Süre Dolmuşsa Hiç Seçenek Kalmadı Mı?
Hak düşürücü süre dolmuş yıllar için hizmet tespit davası açılamaz; bu kural katıdır. Ancak süre dolsa dahi bazı alternatif yollar hâlâ açık olabilir:
Kıdem tazminatı davası: Kayıt dışı çalışma dönemi için kıdem tazminatı talep edilirken hizmet tespit kararı olmadan da fiili çalışmanın ispatı mümkündür. Hizmet tespit kararı en güçlü ispat aracıdır; ancak tek yol değildir.
SGK’ya şikâyet: SGK’ya başvurarak re’sen soruşturma başlatılması talep edilebilir. SGK müfettişleri işyerinde inceleme yaparak kayıt dışı çalışmayı tespit edebilir. Bu yol mahkeme kararı olmaksızın da bazı dönemlerin kaydedilmesini sağlayabilir.
İşverenin idari yaptırımla karşılaşması: Süre dolmuş olsa dahi işverenin kayıt dışı istihdama yönelik idari para cezası ve SGK rücusu söz konusu olabilir. Bu yaptırımlar işçinin hak düşürücü süresinden bağımsızdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Kayıt dışı çalıştığımı SGK’dan aldığım dökümle öğrendim; süre bu tarihten mi başlar?
Hayır. Hak düşürücü süre, SGK dökümünü aldığınız ya da kayıt dışı çalışmayı öğrendiğiniz tarihten değil; çalışmanın geçtiği yılın 31 Aralık’ından başlar. SGK dökümünü geç almanız süreden bir gün bile kazandırmaz.
10 yıl önce kayıt dışı çalıştım; hiçbir şey yapamaz mıyım?
10 yıl önce biten bir çalışma için hak düşürücü süre çoktan dolmuş olduğundan hizmet tespit davası açılamaz. Ancak aynı döneme ait kıdem tazminatı alacağınız 5 yıllık zamanaşımıyla sınırlı olduğundan bunun da büyük ihtimalle süresi dolmuştur. SGK’ya şikâyet yolunu bir iş hukuku avukatıyla değerlendirmenizi öneririm.
Şu an hâlâ aynı işyerinde çalışıyorum ama sigortam yatırılmıyor; ne yapmalıyım?
Çalışma devam ettiği sürece hizmet tespit davası açabilirsiniz; işten ayrılmanız gerekmez. Her geçen takvim yılının 31 Aralık’ı yeni bir hak düşürücü sürenin başlangıcıdır. Mevcut yıllar için henüz süre dolmamıştır; vakit kaybetmeden hem SGK’ya şikâyet hem de gerekiyorsa dava yolunu değerlendirin.
Süre dolmak üzere; hafta içinde mahkemeye yetiştirmeliyim. Hangi mahkemede?
Hizmet tespit davaları iş mahkemesinde açılır. İşyerinin ya da işçinin ikametinin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir. Son gün hafta sonuna ya da tatile denk gelirse bir sonraki iş günü son gün olarak kabul edilir.
Sonuç
Hizmet tespit davasında hak düşürücü süre; çalışmanın fiilen gerçekleştiği yılın 31 Aralık’ından itibaren 5 yıl içinde başlar. Bu süre ne çalışmanın bittiği tarihten ne de kayıt dışı durumun öğrenildiği tarihten işler; kanun başlangıç noktasını açıkça yılın son günü olarak belirlemiştir.
Birden fazla yılı kapsayan kayıt dışı çalışmalarda her yıl bağımsız değerlendirilir; eski yıllar kapanırken yakın yıllar hâlâ kurtarılabilir olabilir. Her geçen gün bir yılın daha kapanma riskini doğurduğundan, kayıt dışı çalışma şüphesi taşıyan her durumda vakit kaybetmeden bir iş hukuku avukatına başvurmak hak kaybını önlemenin tek güvencesidir.
Av. Ali Selim İstanbul Barosu No: 50387 İstanbul, Ataşehir, Beykoz, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Tuzla, Ümraniye ve Gebze başta olmak üzere tüm İstanbul’da iş hukuku danışmanlığı ve dava takibi
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki mütalaa niteliği taşımamaktadır.