İş Kazası Tazminat Davalarında Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

İş kazası geçirdiniz ya da yakınınız bir iş kazasında hayatını kaybetti. Tazminat hakkınızın varlığını biliyorsunuz; ancak ne zaman dava açmanız gerektiğini, hangi sürenin dolmasının hakkı tamamen yok edeceğini bilmiyorsunuz. İş kazası tazminat davalarında zamanaşımı meselesi hem karmaşık hem de son derece kritiktir; çünkü farklı talep türleri için farklı süreler geçerlidir ve başlangıç noktaları her zaman aynı değildir.


İş Kazası Tazminatında Tek Bir Süre Yoktur

İş kazası tazminat davalarında tek ve sabit bir zamanaşımı süresi uygulanmaz. Talebin türüne, dayanağına ve tarafların konumuna göre 2 yıl, 10 yıl ve 15 yıl olmak üzere üç farklı süre devreye girer.

Bu sürelerin hangisinin uygulanacağını belirleyen iki temel unsur vardır: talebin hukuki dayanağı (sözleşmeden mi yoksa haksız fiilden mi kaynaklandığı) ve olayın ceza gerektirip gerektirmediği.


1. İki Yıllık Zamanaşımı: Haksız Fiil Talebi

Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesi uyarınca haksız fiilden doğan tazminat taleplerinde zamanaşımı süresi 2 yıldır. Bu süre şu iki tarihten itibaren işlemeye başlar:

  • Zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl
  • Her hâlükârda haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıl (mutlak zamanaşımı)

İş kazalarında bu süre pratikte şu anlama gelir: Kazayı ve sorumluyu öğrendikten sonra 2 yıl içinde dava açılmazsa haksız fiil dayanağıyla tazminat talep edilemez. Ancak aynı kaza için sözleşmeye dayalı talep yolu hâlâ açık olabilir.


2. On Yıllık Zamanaşımı: Sözleşmeden Doğan Tazminat

İş kazasında işverenin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini (işçiyi koruma, gözetme borcu, iş sağlığı ve güvenliği önlemleri) yerine getirmemesi nedeniyle açılan tazminat davalarında TBK m. 146 uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı uygulanır.

Yargıtay, iş kazası tazminat davalarını büyük ölçüde sözleşmeye aykırılık kapsamında değerlendirmekte ve 10 yıllık zamanaşımını esas almaktadır. Bu nedenle uygulamada iş kazası tazminat davalarının büyük çoğunluğunda geçerli süre 10 yıldır.

10 yıllık süre kural olarak kazanın gerçekleştiği tarihten itibaren başlar. Ancak zararın daha sonra ortaya çıktığı ya da zarar kapsamının zaman içinde genişlediği durumlarda başlangıç tarihi tartışmalı hale gelebilir.


3. On Beş Yıllık Zamanaşımı: Ceza Gerektiren Fiiller

TBK m. 72/2 uyarınca haksız fiil aynı zamanda bir suç oluşturuyorsa ve ceza kanununda bu suç için daha uzun bir zamanaşımı öngörülmüşse tazminat davası için de bu uzun süre uygulanır.

İş kazaları açısından bu kural şu şekilde işler: İşverenin davranışı iş güvenliğini tehlikeye sokma, taksirle yaralama ya da taksirle öldürme suçunu oluşturuyorsa Türk Ceza Kanunu’ndaki dava zamanaşımı süresi tazminat talebine de uygulanır.

Ağır iş kazalarında — özellikle ölümlü kazalarda — TCK m. 85 (taksirle öldürme) kapsamında dava zamanaşımı 15 yıla kadar uzayabilir. Bu durumda tazminat davası için de 15 yıllık süre geçerli olur.

Yargıtay’ın bu konudaki içtihadı yerleşik hale gelmiştir: Ceza davasında belirlenen zamanaşımı süresi tazminat davasını da kapsar; ceza davası açılmamış ya da beraatle sonuçlanmış olması bu uzun sürenin uygulanmasını engellemez.


Ölümlü İş Kazalarında Hak Sahiplerinin Zamanaşımı

İş kazasında hayatını kaybeden işçinin yakınları — eş, çocuklar, anne ve baba — destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Bu taleplerde zamanaşımı süresi şu şekilde belirlenir:

Hak sahipleri açısından zamanaşımı desteğin kaybını ve sorumluyu öğrendikleri tarihten itibaren başlar. Ölüm anında bu bilgi zaten mevcut olduğundan kural olarak kaza tarihinden itibaren süre işlemeye başlar.

Ölümlü kazalarda ceza gerektiren fiil (taksirle öldürme) neredeyse her zaman gündeme geldiğinden hak sahipleri açısından 15 yıllık uzun zamanaşımı süresi çoğunlukla uygulanır.


Süregelen Zararlar: Başlangıç Tarihinin Önemi

Bazı iş kazalarında zarar kaza anında değil, sonraki dönemde ortaya çıkar ya da kapsamı zamanla genişler. Meslek hastalığının belirli bir süre sonra teşhis edilmesi ya da kazanın etkilerinin geç görülmesi bu durumun tipik örnekleridir.

Yargıtay bu tür durumlarda zamanaşımının zararın tümüyle ortaya çıktığı tarihten başlayacağını kabul etmektedir. Dolayısıyla kaza tarihinden yıllar sonra kalıcı iş göremezlik tespiti yapılmışsa zamanaşımı bu tespiti öğrenme tarihinden işlemeye başlayabilir.

Bu kural özellikle şu durumlarda kritik önem taşır: Kaza sonrası tedavi süresince mevcut olmayan ya da tam kapsamıyla belirlenemeyen sürekli iş göremezlik tazminatı talebi.


SGK’nın Rücu Davasında Zamanaşımı

SGK’nın işverene açtığı rücu davalarında zamanaşımı 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesi uyarınca 10 yıldır. Bu süre:

  • Gelir ve aylıklar için SGK’nın onay tarihinden
  • Masraf ve ödenekler için ödeme tarihinden başlar

SGK zaman zaman kazadan yıllar sonra gelir bağlayabileceğinden işveren açısından rücu riski uzun yıllar boyunca devam edebilir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için rücuen tazminat davaları rehberini inceleyebilirsiniz.


Zamanaşımını Durduran ve Kesen Haller

Zamanaşımını Durduran Haller

Şu durumlarda zamanaşımı işlemez ya da durur:

  • Arabuluculuğa başvurulması: Başvuru tarihinden son tutanak tarihine kadar zamanaşımı durur
  • Ceza soruşturmasının devam etmesi: Kimi davalarda ceza yargılamasının sonucu tazminat davasını doğrudan etkilediğinden mahkeme beklemeye alabilir; bu sürede zamanaşımı işlemez

Zamanaşımını Kesen Haller

Şu durumlar zamanaşımını sıfırlar ve süre yeniden baştan işlemeye başlar:

  • Dava açılması
  • İcra takibi başlatılması
  • Alacağın işverence yazılı olarak tanınması
  • Kısmi ödeme yapılması

Zamanaşımı Savunması: Mahkeme Re’sen Dikkate Alır Mı?

İş kazası tazminat davalarındaki zamanaşımı, teknik anlamda itiraz niteliğindedir. Yani mahkeme zamanaşımını kendiliğinden uygulamaz; karşı tarafın — yani işverenin — bunu itiraz olarak ileri sürmesi gerekir.

İşveren zamanaşımı itirazını ilk itiraz olarak ve cevap dilekçesinde bildirmek zorundadır. Sonradan ileri sürülen ya da duruşmada sözlü yapılan zamanaşımı itirazı usule aykırı olduğu gerekçesiyle reddedilebilir.

Bu kuralın pratikte önemi şudur: Uzun yıllar geçmiş olsa bile işveren zamanaşımı itirazında bulunmazsa mahkeme davayı esastan incelemeye devam eder.


Ceza Davası ile Tazminat Davası Arasındaki İlişki

İşverenin iş güvenliği ihmalinden kaynaklanan iş kazalarında ceza yargılaması da başlatılmış olabilir. Bu iki dava birbirinden bağımsız olmakla birlikte tazminat davası açısından ceza yargılamasının şu etkileri vardır:

Bekleme kararı: Ceza mahkemesinin vereceği karar tazminat davasını doğrudan etkileyecekse hukuk mahkemesi ceza davasının sonuçlanmasını bekleyebilir.

Uzun zamanaşımı: Yukarıda belirtildiği üzere suç oluşturan fiillerde ceza davası zamanaşımı tazminat davası için de uygulanır.

Maddi vakıa bağlayıcılığı: Ceza mahkemesinin kazanın oluşumuna ilişkin tespitleri tazminat davasında bağlayıcı nitelik taşımaktadır. Özellikle kusur oranı tespiti her iki yargılamada da belirleyici delil niteliğindedir.


Hangi Davayı Hangi Mahkemede Açmalısınız?

İş kazası tazminat davaları iş mahkemesinde açılır. Görevli mahkemenin belirlenmesinde işverenin işçiyle arasındaki hukuki ilişki esas alınır.

Arabuluculuk zorunluluğu açısından önemli bir ayrıntı vardır: İş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat davaları 7036 sayılı İMK m. 3/3 uyarınca arabuluculuk dava şartı kapsamı dışındadır. Yani iş kazası tazminat davasında önce arabulucuya gitmenize gerek yoktur; doğrudan mahkemeye başvurabilirsiniz.


Sıkça Sorulan Sorular

İş kazası 8 yıl önce gerçekleşti; hâlâ dava açabilir miyim?
İşverenin cezai sorumluluğu gerektiren bir davranışı söz konusuysa — ki ağır iş kazalarında bu neredeyse her zaman vardır — 15 yıllık süre uygulanır. 8 yıl geçmiş olmasına karşın süre henüz dolmamış olabilir. Sözleşmeden doğan talep açısından da 10 yıllık süre geçerlidir. Somut durumunuzu bir iş hukuku avukatıyla değerlendirmenizi öneririm.

Kaza anında SGK tarafından iş kazası olarak tescil edilmedi; zamanaşımı yine de kaza tarihinden mi başlar?
SGK tescili olmasa dahi tazminat davası açılabilir. Zararın ve sorumlusunun öğrenildiği tarihin ne zaman olduğu somut olaya göre belirlenir. SGK’nın geç tescil etmesi ya da hiç tescil etmemesi zamanaşımının başlangıcını otomatik olarak ertelemez; ancak zararın tümüyle ortaya çıktığı tarihin sonraki bir tarih olduğu savunulabilir.

Babam iş kazasında vefat etti; biz çocukları ne zamana kadar dava açabiliriz?
Ölümlü iş kazasında hak sahipleri ölüm tarihini ve sorumluyu genellikle aynı anda öğrendiklerinden zamanaşımı kaza tarihinden itibaren başlar. Taksirle öldürme suçu nedeniyle TCK zamanaşımı uygulanacağından kural olarak 15 yıllık süre geçerlidir. Ancak her dosyanın koşulları farklı olduğundan mutlaka avukat desteği alınmasını öneririm.

İşveren “zamanaşımı doldu” dedi; ama ben hiç itiraz olmadığını düşünüyorum. Ne yapmalıyım?
Zamanaşımı itiraz niteliğinde olduğundan işverenin bunu cevap dilekçesinde usulüne uygun biçimde ileri sürmesi gerekir. Sözlü bir beyan ya da geç yapılan itiraz usule aykırı olabilir. Bu durumu avukatınıza bildirin; zamanaşımı itirazının usule uygun yapılıp yapılmadığını incelemesi gerekir.


Sonuç

İş kazası tazminat davalarında tek bir zamanaşımı süresi yoktur. Haksız fiil dayanağında 2 yıl, sözleşmeden doğan taleplerde 10 yıl, suç oluşturan fiillerde ise 15 yıl geçerlidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadı gereği iş kazası davaları çoğunlukla sözleşmeden doğan sorumluluk çerçevesinde değerlendirildiğinden 10 yıl esas süre olarak öne çıkar; ölümlü ya da ağır kazalarda ise cezai zamanaşımı nedeniyle bu süre 15 yıla uzar.

Hakkınızı kullanmadan önce hangi sürenin uygulandığını, başlangıç tarihini ve zamanaşımını kesen ya da durduran hallerin gerçekleşip gerçekleşmediğini bir iş hukuku avukatıyla birlikte değerlendirmek, telafisi güç hak kayıplarını önlemenin en emin yoludur.


Av. Ali Selim İstanbul Barosu No: 50387 İstanbul, Ataşehir, Beykoz, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Tuzla, Ümraniye ve Gebze başta olmak üzere tüm İstanbul’da iş hukuku danışmanlığı ve dava takibi

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki mütalaa niteliği taşımamaktadır.